Yeni teknolojik araştırmalar, uzun yıllar boyunca verimsiz olduğu düşünülen okyanusların derinliklerinin birbirinden özel zenginliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur.
- Okyanuslardaki zenginliği Yüce Allah hangi sebeplere bağlı olarak yaratmıştır?
- Okyanusların derinliklerindeki bu zenginlik kaynakları nelerdir?
Okyanuslarla ilgili bilimsel veriler arttıkça, deniz diplerindeki zenginlikler ortaya çıkmaya başlamıştır. Nitekim pek çok ülke deniz dibi kaynaklarının işletilmesi için fizibilite çalışmaları yapmaktadır. Ülkelerin ekonomilerinin düzelmesinde büyük bir umut kaynağı olarak görülen bu zenginlikler, Yüce Allah’ın dilemesiyle çeşitli sebeplere bağlı olarak oluşurlar.
Okyanusların Derinliklerindeki Servet Karalardaki Erozyona Bağlı Olarak Oluşur:
Yüce Allah yağmur suları, seller, ırmaklar ya da rüzgarlarla karalarda birikmiş olan metalik minerallerin ve kıymetli taşların ayrışıp parçalanarak denizlere taşınmasını sağlar. Bu taşınma işlemi sırasında değerli taş ve mineraller, bazen kıta sahanlığı adı verilen nispeten daha sığ sularda, bazen de derin okyanus tabanlarında birikirler. Yüce Allah bu hazineleri kendi dilemesiyle ve miktarı belirlenmiş olarak insanların hizmetine sunduğunu şöyle bildirir:
“Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.” (Hicr Suresi, 21)
Sığ Sulardaki Zenginlikler:
Karalardan aşınarak okyanuslara getirilen mineral ve değerli taşlar, kıta sahanlıklarındaki tortul katmanlarda birikir. Katmanlarda biriken bu değerli servetin yüzlercesi bilinmesine rağmen bunlardan sadece birkaçı işletilebilir:
Kalay minerali olan yeryüzündeki granit kayalardan taşınan kasiterit Tayland ve Endonezya kıyılarındaki sığlıkların tabanında bulunur.
Filipinler, Alaska ve Yeni Zelanda açıklarındaki “denizaltı ırmaklarının” yataklarından altın içeren kum ve çakıl çıkartılır.
Güney Amerika kıtasının Batı kıyısı açıklarında çok büyük metalik mineral depoları bulunmaktadır. Henüz işletilmeyen bu kaynaklar, And dağlarındaki minerallerin ırmaklarla Pasifik Okyanusuna taşınması ile oluşmuştur.
Afrika’da Namibya açıklarında eski Orange ırmak sisteminin deniz tabanına taşıdığı elmaslar yılda en az 250 milyon dolar gelir getirmektedir.
Deniz dibindeki fosforit yatakları da karalardan taşınan çözeltilerin kıta sahanlığında birikmesi ile oluşur. 300 derece Kuzey ve Güney enlemleri arasındaki okyanuslarda yer alan fosforit yataklarının Hindistan gibi yoğun nüfuslu ülkelerin çevresinde bulunması ise Yüce Allah’ın Erhamürrahimin (Merhamet Edenlerin En Merhametlisi) isminin bir tecellisidir. Çünkü beslenmek için tarıma ve tarım için de toprağın verimli olmasına ihtiyaç vardır. Fosforit de toprakların verimli olması için gerekli olan gübre ihtiyacını tam olarak karşılar. Bu gerçek bir ayette şöyle haber verilir:
“Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.” (Hac Suresi, 65)
Okyanusun Derinliklerindeki Zenginlikler:
Deniz dibindeki zenginlikler sadece kıta sahanlığı içinde kalan sığ denizlerle sınırlı değildir. Derin okyanusların tabanları da Yüce Allah’ın bahşettiği çeşitli zenginliklere sahiptir. Irmaklar küçük parçacıklar halindeki mineraller dışında başta manganez olmak üzere çözünmüş olan mineralleri de denize taşır. Deniz dibindeki bu çözünmüş minerallerden biri çeşitli süreçler sonucunda büyüklükleri golf topundan tenis topuna kadar değişen manganez topçuklarıdır. Manganez dışında bakır, demir, kalay ve kobalt da deniz suyunda ayrışarak çökelir. Milyonlarca yıllık süreç içinde birikir ve deniz altındaki diğer mineral zenginlikleri meydana getirir. Okyanus derinliklerindeki bu zenginlik, Yüce Rabbimiz’in evrenin her noktasındaki hakimiyetini, ilmini ve rahmetini sergilemektedir. Evrendeki herşeyi yaratan, evrenin her köşesinde sonsuz aklını tecelli ettiren Yüce Allah’tır. Allah’ın ilmiyle her yeri kuşattığı Kuran’da şu şekilde bildirilmektedir:
“Sizin İlahınız yalnızca Allah’tır ki, O’nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır.” (Taha Suresi, 98)
Okyanusların Derinliklerindeki Servet Volkanlara Bağlı Olarak Oluşur
Okyanus tabanlarındaki volkanik kayalardaki çatlaklar, adeta suyu sızdıran banyo küvetleri gibi soğuk okyanus sularını yerkabuğunun kilometrelerce altına manto tabakasına sızdırır. Bilim adamları manto tabakasına sızan bu okyanus sularının hemen hemen dünyadaki okyanusların toplam kütlesine yakın olduğunu bildirmektedirler. Bu su, yerkabuğunu meydana getiren levhalar boyunca tekrar okyanus tabanına yükseldiğinde magma tabakasından aldığı mineralleri deniz dibine taşır. Bu şekilde metaller, deniz suyundaki sülfatla tepkimeye girerek okyanus tabanlarında çok metalli sülfit yataklar oluştururlar. Ya da yüksek sıcaklıktaki okyanus dibi gayzerlerinin çevresinde koyu renkli kümeler halinde birikirler. Yüce Allah’ın okyanus derinliklerinde yarattığı bu zenginliklerden sadece az bir kısmının varlığı bilinmektedir.
Kızıldeniz’in kuzeyi, 2 km derinlikte 100 milyon ton kapasiteye sahip çinko-bakır gümüş-altın yataklarına sahiptir.
Atlantik dibinde yaklaşık 200 metre çapında ve 40 metre yüksekliğindeki karışık mineral tepeleri bulunur. Büyük Okyanusun batısında tabanın 1-2 km altında karışık metal sülfitleri, karalarda işletilen madenlerden çok daha zengin altın rezervlerine sahiptir.
Büyük Okyanusun batısındaki tropikal suların derinliklerindeki 200 millik alan içinde kalın kabuklar halinde kobaltça zengin demir-manganez yatakları vardır. Bu zengin mineral yataklarından sadece biri dünyadaki ihtiyacın 1/5’ini karşılar.
Okyanus Derinliklerindeki Servet Canlılara Bağlı Olarak Oluşur
Okyanuslardaki zenginliklerin bir kısmı da canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri sırasında oluşur. Bu zenginliklerin bir kısmı aktif gayzerler çevresinde yaşayan sıcakseven mikro organizmalara bağlı olarak oluşur. Bu canlılar enerjilerini yüzeye çıkan metalce zengin sıvılardaki hidrojen sülfidin oksidasyonuyla sağlar. Bu sırada ürettikleri enzimler, DNA testlerinde, deterjan sanayiinde, gıdaların uzun süre korunmasında ve derin petrol kuyularından yüzeye petrol akışını kolaylaştırmakta kullanılır.
Okyanus derinliklerindeki diğer zenginlik kaynaklarından biri de istiridyelerin ürettiği incidir. İstiridyeler içlerine kum, çakıl veya zarar verecek parazit organizmalar girdiğinde bundan rahatsız olurlar. Bu gibi durumlarda bir korunma yöntemi olarak bu davetsiz misafiri izole ederler ve üzerini sedefle kaplamaya başlarlar. İşte bu kaplama işlemi incinin oluşumundaki ilk aşamadır.
İstiridyenin içine giren yabancı cisimler incilerin oluşması için bir çekirdek görevi görürler. Yıllar boyunca bu çekirdek maddenin üstü ince kalsiyum karbonat katmanlarının üst üste gelmesiyle kaplanır. İstiridyenin iç derisindeki katmanlarda sedefi oluşturan iki ana madde bulunur. Bir katmanda inciyi meydana getiren ve “aragonite” adı verilen, kalsiyum karbonat içerikli bir mineral, diğerinde ise incideki bu aragonite maddesini bir arada tutacak olan uhu benzeri “conchiolin” maddesi bulunur. Aragonite yarı şeffaf bir madde olduğu için inciye parlaklık kazandıracaktır. Bu iki maddenin istiridye (aslında beyni bile olmayan bir et parçası) tarafından üretiliyor olması, sonra bunların biraraya gelip bir toz tanesini kaplayarak inci gibi bir güzelliği oluşturması elbette ki bir mucizedir. İstiridyenin korunma amaçlı ürettiği inci, insanlar için estetik bir süs ve değerli bir süs eşyasına dönüşmektedir.
Bitki görünüşüne rağmen denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlar olan mercanlar da, Yüce Allah’ın denizlerde yarattığı zenginliklerdendendir. Bu canlıların mineral maddelerin karışmasıyla oluşmuş boynuzsu iskeletleri kolye, gerdanlık, küpe, tesbih gibi süs eşyalarının yapımında kullanılır. Kuşkusuz bu zenginlikler, Yüce Allah’ın Kerim (Keremi bol, Cömert olan) isminin tecellilerinden yalnızca bazılarıdır. Yüce Allah okyanus derinliklerindeki bu zenginliklere “Denizi de sizin emrinize veren O’dur ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O’nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.” (Nahl suresi,14) ayetiyle dikkat çekmiştir.
Okyanusların Derinliklerindeki Servet Yüce Allah’ın Zülcelal-i ve’l İkram (hem büyüklük sahibi hem kerem ve ikram sahibi olan) İsminin Tecellisidir
Dünya insanın hoşuna gidecek nimetler ve zenginliklerle kaplıdır. Yüce Allah denizleri de kullarının hoşnut olacağı çeşitli nimet ve zenginliklerle süslemiştir. Bu güzellikler ve zenginlikler Rabbimizin sonsuz aklının tecellileridir ve diğer tüm nimetler gibi O’nun sebep sanatının tecellisi olarak çok sayıda detaya bağlı olarak meydana gelmişlerdir.
Bu kusursuz güzellik, zenginlik ve nimetler karşısında insanın kim tarafından yaratıldığını, kendi başına elde etmeye asla güç yetiremeyeceği nimetleri kimin verdiğini düşünmesi gerekir. Bunları düşünen insanın karşısına çıkan gerçek tektir: İnsanı var eden ve asla güç yetiremeyeceği üstün nimetleri ona bağışlayan, sonsuz kerem ve ikram sahibi olan Yüce Allah’tır. Yüce Allah kullarına bahşettiği bu nimetleri bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:
“Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 18)
Yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi kendisini yaratan ‘en büyük ikram sahibi’ Allah’a karşı insana düşen görev şükretmektir. Allah insana saymaya dahi gücünün yetmeyeceği nimetler vermiş, şükrederek Kendisi’ne kulluk edilmesini, büyüklenilmemesini istemiştir. Bu Allah’ın samimi kullarının üzerlerinde taşıdığı ahlaktır. Onlar da dünyada gösterdikleri bu faziletli tavırlarının karşılığını ahirette daha üstünüyle alacaklardır.



